NALAN ÖĞRETMENİN KALEMİNDEN www.okuloncesiradyo.com

Tanım

Yaşamda en önemli şey kazançlarımızı kullanmak değildir. Bunu herkes yapar. Asıl önemli olan kayıplarımızdan kazanç sağlamamızdır. Bu zeka gerektirir;akıllı insanlarla aptal insanlar arasındaki fark budur. William Bolith Atılacak gollerle şampiyon olunmaz Atılmış gollerle şampiyon olursun !


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* okul öncesi eğitim adına her aradığınız burada .... site site gezmeyin etkinlik dünyası burası :)

Kategoriler


hayat kurtaran ben dili :))))

Havalıhayat kurtarıcı ben dili :)))



Çocuk sahibi olmak, her anne-babanın yaşamındaki dönüm noktasıdır. Bu mutluluk kişinin yaşayacağı en mükemmel duygudur. Her anne-baba çocuğu için her şeyin en güzelini ister kuşkusuz.

Çocuğun sağlıklı gelişebilmesi, anne-babanın bu role hazır olması ve çocuk eğitimini bilmesine bağlıdır. Öncelikle eşler evlilik ilişkilerini değerlendirmeli, ebeveynliğe hazır olup-olmadıklarını tartışmalı, sonra çocuk sahibi olmaya karar vermeliler. Bu tartışma kişilerin özgüveni, evliliğe yükledikleri anlam, eşlerin birbirinden beklentileri güven duygularını kapsamalıdır.

Yapılan en büyük hatalardan biri, enliliği kurtarmak, eve bağlamak hedefiyle çocuk sahibi olma kararı almaktır.

Çocuğun dünyaya gelmesiyle, ailenin yaşam tarzı değişecektir. Bu değişimin sağlıklı oluşması önem taşımaktadır. Günümüzde pek çok klinikte etkili anne-baba olmak, iyi anne-baba olmak gibi çalışmalar yürütülmektedir. Amaç, ebeveynlerin çocuklarını tanımaları ve onların bilişsel, sosyal, duygusal gelişimlerinin en sağlıklı biçimde oluşması için imkan sunmalarını sağlamaktadır.

Ebeveynlerin çocuklarıyla konuşurken kullandıkları dil çok önemlidir. Duygularımız doğaldır, birbirlerinin duygu ve düşüncelerini sözel ifadeler ve beden diliyle algılarız.

İletişim, kişilerin birbirlerine (bilinçli ya da bilinçsiz olarak) duygu ve düşünceleri aktardıkları süreçtir.

Çocuğuyla güçlü iletişim kurmanın birinci basamağı, onun duygularını ve düşüncelerini olduğu gibi kabul etmek ve dinlemektir. Dinleme, etkin dinleme (katılımla dinleme), pasif dinleme (edilgin dinleme), kapı aralayıcı mesajlarla dinleme şeklinde olur. 

Pasif (edilgin) dinleme herhangi bir yorum katılmadan, jest ve mimiklerle çocuğunuzu dinlediğinizi hissettirmeniz şeklindedir.

Etkin dinleme (katılımlı), söylediği sözleri açarak tekrar etmek ve kendi çözümlerini bulmasında yardımcı olmak şeklindedir.

 

Kapı aralayıcı mesajlar

"Ben sen dili" ne demektir?

Ben dili, bireyin karşılaştığı davranış ve durum karşısında bireysel tepkisini, kendi duygu ve düşüncelerini açıklayan ifade şeklindir. Kendimizi "ben"li cümlelerle anlattığımız zaman karşımızdakini incitmemiş, fakat kendi mesajlarımızı da vermiş oluruz.

"Sen" dili suçlama içerir ve karşımızdaki kişi doğal bir savunmaya geçer. Dolayısıyla sonuç anlaşılamama, tartışma, kavgaya kadar gidebilir. Sen ve ben diline örnek vermek gerekirse;

Sen dili:  Ör. Sen hatalısın! Çok yanlış davranıyorsun!

Ben dili: Ör. Senin bu davranışın beni incitti, üzüldüm!

Şeklinde ifade edilebilir

 

Çocuklarımızla iletişimi engelleyici etmenler nelerdir? 

Öğüt vermek, çözüm getirmek, kendi düşüncelerimizle yönlendirmek.

Yargılamak, eleştirmek, kıyaslamak.

Sürekli sorular sormak, incelemek.

Teselli vermek veya çocuğunuzun anlatmaya çalıştığı konuyu değiştirmek.

Etiketlemek, tahlil etmek.

 

Çocuğunuzla başarılı iletişim kurmak için neler yapmalısın?

Çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini anlayın (empati)

Çocuğunuza saygı duyun.

Gerçekçi ve doğal davranın.

Onu dinleyin.

Onunla göz teması kurun.

Dokunsal teması artırın.

Nerede, ne zaman, nasıl, ne söyleyeceğinizi iyi belirleyin.

Akıcı, sade bir dil kullanmaya çalışın.

Size güvenebileceğini hissettirin.


Tarih: 22:21, Çarşamba, Haziran 16, 2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

NALAN SOYSAL BALİMUHAÇ KİMDİR ?

 

 Okul öncesi eğitime  gönül vermiş, öğretmenliği meslek değil yaşam biçimi olarak bilmiştir .Birçok anne baba  okulu adı altında,  seminerler   vermiş,ve yeni göreve başlayan öğretmenlere  oryantasyon çalışmalarında  bulunmuştur. Tecrübelerini www.okuloncesi.gen.tr   www.happykids.com.tr  ve  bulunduğunuz  blog da sizlerle  paylaşmaktadır.

 

Sevgi, saygı ve güven ortamında başarma azmi ve geleceği şekillendirme sorumluluğu ile mükemmele ulaşmak için çalışmak, sürekli gelişim ile bulunduğu kurumu  sektörde öncü tutmak"vizyonu

"Mükemmel bir dünya için kendini ve toplumu sürekli geliştiren, mutlu ve özgür insan yetiştirmek" misyonu ile:

    Evrenselliğin içinde kendi ulusal değerlerine sahip,
    Atatürkçü,
    Özgüveni yüksek,
    Mutlu,
    Başarıyı ödül gören,
    Öğrenmeyi öğrenen,
    Sürekli gelişime inanan öğrenciler yetiştirmektedir.

                                                                NALAN SOYSAL BALİMUHAÇ

 

 


Tarih: 00:00, Perşembe, August 16, 2007
Yorum (7) | Yorum yaz | Bağlantı

AİLE İÇİ OLUMLU İLETİŞİM

Bizi biz  yapan en büyük değerdir  aile. 

  Kendine  güvenen  bireylerin yetişmesinde en büyük pay aile  içi olumlu iletişimdir  . Olumlu iletişim halindeki ailede  yetişmiş bireyler ruhsal ,sosyal ,zihinsel ve duygusal açıdan sağlıklıdır .

 

Bireylerin aileyi, ailelerin toplumu, toplumların yaşadığımız  dünyayı oluşturduğunu düşünürsek sağlıklı bireyler sağlıklı aileleri sağlıklı aileler sağlıklı toplumu sağlıklı toplum ise  yaşanabilir bir dünyayı sunar bizlere.

 

 Kendimizi iyi ifade edebilmekle  başlar  iletişim , iletişimde  sen diye başlayıp, ben senin kadarken diye devam eden cümleler  iletişimi içinden çıkılmaz  bir  girdaba  dönüştürebilir .

 

Etkili iletişimin temelinde bireyin kendisini tanıması, kendi değerlerinin ve tutumlarının farkında olması ve kendine güven yatar. İyi bir iletişimci ipuçlarını anında görür (jestler, mimikler, beden duruşu) ve onları gerçekçi olarak değerlendirir.

 Etkili iletişimde  en kolay yol empati kurmaktır  .Empati kurmak için kişinin kendisine

 şu soruları sorması gerekir .

Bu olay karşısında !

Ben olsaydım ne hissederim ?

Ben olsaydım nasıl düşünürdüm ?

Ben olsaydım nasıl ikna  olurdum?

Ben olsaydım nasıl davranırdım?

Ben olsaydım ne duymak isterdim ?

 

Demekki iletişimde  en etki yöntem ben dili bendilini günlük yaşantımızda  kullanmaya  başladığımızda  kimse  ile  problemiz kalmadığını görüyoruz  yani ifade  cümlemizde  yer alan durum duygu düşünce ve  olayın etkisi. Bu faktörler  cümlemizde  yer aldığında  karşımızdaki kişi ile  oldukca etkili bir  iletişime  geçmiş olacağız .

 

Örenğin :

 

Hergün okuldan geldiğinden montunu ,çantasını hiç istemediğiniz  şekilde etrafa dağıtan çocuğunuza  uyarınız  nasıl olurdu .

_ senin gibi dağınık çocuk görmedim kuzenin ayse  her  okuldan geldiğinde  eşyalarını düzenli olarak yerleştiriyor  sen hala  öğrenemedin .( kıyaslama,aşalama )

_sen ne  dağınık çocuksun çabuk topla bu eşyaları yoksa  .sana  istediğin cd yi almayacağım (tehdit)

sen bu gidişle  bu kitaplarla  yıl sonunu getirmeyi nasıl düşünüyorsun ( yargılama  soru sorma )

 

Bu gibi cümleleri işittiğinizde  siz  olsanız  iletişimi nereye  kadar  sürdürürdünüz  .?

 

Oysa  bendili ile  bu sorunu ele aldığımızda

_Okuldan döndüğünde  eşyalarını ortaya bırakman, evimizin dağınık görünmesine  neden oluyor ve ben tüm gün temizlemeye  çalıştığım odayı dağınık görünce  kendimi gergin hissediyorum, üstelik yarın okula  hazırlanırken kıyafetlerin çokda  şık görünmeyecek şimdi şimdi senden bunları toplamanı istiyorum ..

Bir yol bu idi cümlede  olay duygu etki bulunan iletişim sözleri.

Bir diğer  yolu ise  olumsuz davranışı göz ardı edip olumlu davranışı dile getirmektir .

_Günler sonra  montunu ve  çantanı gerekli yerlere  yerleştirdiğini görüyorum bu beni çok mutlu etti her zaman var  olan dağınıklığı görmeyince  kendimi iyi hissettim . gibi .

Olumlu davranışın aferin gibi kuru bir sözle  taktir  görmesi bir  süre  sonra etkisini yitirir lakin olumlu davranışı dile getirerek ifade etmek kişiyi onurlandırırken bu davranışı vazgeçilmez  kılar veya  alışkanlık haline gelmesinde etkili rol oynar.

 

 

İletişimin en kolay ve  yolu ben dili iken birde iletişimi engelleyen sebepler vardır .

 

İletişim Engelleri

 

1. Emir vermek, Yönlendirmek:

Bu iletiler kişinin duygularının önemsiz olduğu mesajını verir. Kişi diğer kişinin istediğini yapma zorunluluğunu hisseder.

 

2. Uyarmak, Gözdağı vermek: Bu iletiler de emir verme ve yönlendirmeye benzer; ancak kişinin vereceği yanıtın karşılığı olacak tümceleri de içerir. Kişinin isteklerine saygı duyulmadığı mesajını verir. Bu durum kişide öfke ve düşmanlık yaratır.

 

3. Ahlak dersi vermek: Bu tür ilişkilerde otoritenin ve zorunlulukların gücü kişiye karşı kullanılır. "Yapmalısın, etmelisin" mesajlarını iletir ve bireyi karşı koymaya zorlar.

 

4. Öğüt vermek ve çözüm önerileri getirmek: Kişinin sorunlarını kendi kendisine çözeceği yeteneğinin olmadığına inanıldığını gösterir.

 

5. Öğretme, nutuk çekme, mantıklı düşünceler önerme: Bu durum aile içinde o anda herhangi bir sorun yokken çocuklar tarafından kabul edilebiliyor; ancak, sorun anında bu durum kabul edilmiyor ve daha fazla çatışmalara neden oluyor. Mantıklı düşünceler önerme çocuğun mantıksız ve bilgisiz olduğuna dair mesaj iletir.

 

6. Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı düşüncede olmamak: Bu iletiler çocuk üzerinde diğerlerinden daha fazla olumsuz etki yapar. Bu değerlendirmeler çocuğun benlik saygısını düşürür. Çocuklar hakkında yapılan olumsuz değerlendirmeler çocuğun kendisini değersiz, yetersiz görmesine neden olur.

 

7. Övmek, aynı düşüncede olmak, olumlu değerlendirmeler yapmak: Genel inanç olarak bu durumun çocuğa zarar vereceği hiç düşünülmez. Çocuğun öz imgesine uymayan değerlendirmelerin yapılması çocukta kızgınlık yaratır. Çocuklar bu iletileri anne babanın kendi-lerini yönlendirme ve isteğini yaptırma girişimi için kurnazlık olarak yorumlarlar. "Siz böyle söyleyince sanki ben daha çok mu çalışacağım?" gibi düşünürler. Övgü ise başkalarının yanında yapılıyorsa çocuğu utandırır. Aşırı övgü sonucunda çocuk buna alışır ve övülmeye gereksinim duymaya başlar.

 

8. Ad takmak, alay etmek: Çocuğun benlik saygısı üzerinde olumsuz etki yapar.

 

9. Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak: Bu durum çocuğun konuşmasını, kendi duygularını ifade etmesini engeller.

 

10. Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını paylaşmak: Anne babalar çocuklarının duygularını tam olarak anlamadıklarında ortaya çıkar. Böyle bir durumda sorun hiç yokmuş gibi algılanıp avutma eğilimine gidilir."Üzülme yarın her şey düzelecek, kendini daha iyi hissedeceksin." gibi mesajların verilmesi çocuğun önemsenmediği hissini verir.

 

11. Soru sormak, sınamak, sorgulamak: Çocuk sorgulanıyor hissine kapıldığında bu durum onda güvensizlik, kuşku oluşturur.

 

12. Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek, şakacı davranmak, konuyu saptırmak: Böyle iletiler yüzünden çocuk anne babasının onunla ilgilenmediğini, duygularına saygı göstermediğini; belkide onu dışladığını, dikkate almadığını düşünür. Çocuklar sorunlarını dile getirdiklerinde çok ciddidir. Şaka ve espriyle karşılık vermek onları incitebilir ve itilmişlik, kenara atılmışlık duygusunu verir.

 

İletişimde   bu yöntemleri kullanmak çocuk üzerinde  şu etkilere  neden olur

 

1Konuşmalarını engeller
2 Savunmaya geçirir, kavgacı yapar, karşı saldırıya yöneltir
3 Yetersiz olduklarını hissettirir
4 Kızdırır, küstürür
5 Oldukları gibi kabul edilemedikleri duygusunu uyandırır
6 Sorunlarını çözmede kendilerine güvenilmediğini hissettirir
7 Anlaşılmadıklarını hissettirir
8 Duygularının yersiz olduğunu hissettirir
9 Kızdırır, yılgınlığa uğratır
10 Sorgulanıyor duygusunu yaratır
11 Anne ve babasının kendisiyle ilgilenmediği duygusunu uyandırır.

Peki ne yapmak gerekmektedir. "Etkin dinleme yöntemi"ni kullanmak ve  bendilini günlük konuşma dili haline getirmek tüm sorunları giderecektir,

 birbirini anlayan ve  kendini rahatlıkla  ifade eden sağlıklı bir aile  de  mutlu ve  huzurlu yaşam sürmek mümkün olacaktır .

                                                             

                                                                               ANASINIFI ÖGRETMENİ

                                                                             Nalan SOYSAL BALİMUHAÇ


Tarih: 14:11, Pazar, Haziran 30, 2006
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

EN ÜYÜK ARMAĞAN YAVRULARIMIZ

 

 

 

 

YER YÜZÜNDE  VAR  OLDUĞUMUZ  SÜRECE  NE  KOŞUŞTURMA  NE  İŞ BİTER!!!! AMAÇOCUĞUNUZUN SAYILI ÇOCUKLUK GÜNLERİ ÇABUK GEÇER BU EŞSİZ  GÜNLERİ PAYLAŞMAK ADINA .EVLATLARINIZA ZAMAN AYIRIN PAYLAŞIN HAYATI ONUNLA ....KİRLİ DÜNYANIN AYDINLIK YÜZÜNÜ KEŞFEDECEKSİNİZ :)


Tarih: 23:54, Cumartesi, Mayıse 24, 2006
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

MÜJDE ANNE BABA OLDUNUZ :)

 

 Ne heyecan vericidir değilmi önünüze konan bir hediye paketini izlemek, paketin içinden ne çıkacağını heyecanla beklemek. Hanginiz hediyenizi alır almaz parçalarcasına açıp o anda içinde ne olduğuna bakmazsınız ki?

 

İşte bir bebeğin dünyaya gelişi aylarca sabırsızlıkla beklenen sürpriz paketinin açılmasına benzer.

 

Açılan paketten çıkan sürpriz umduğunuzdan da güzel ve heyecan vericidir.

 

İnsana verilmiş onca nimet içerisinde yeri hiçbir şeyle doldurulamayacak bir nimettir evlat. Ve hiçbir şeyle karşılığını ödeyemeyeceğiniz, teşekkürünü veremeyeceğiniz bir armağandır bu.

 

Müjde  Anne baba oldunuz …….

 

Peki şimdi sizi neler  bekliyor……

 

Çok değil kısa  zaman önce  yumuk yumuk elleri sıcacık gülümsemeleri ile  hayatımın anlamı diyebildiğiniz  yavrunuzu kucağınıza  aldığınızda ,ilk temenniniz yavrunuzun sağlıklı büyümesi idi.Zaman ilerledikçe bu temennilere yenileri eklendi ve sağlığın ardından yerini hiç bir şeyle değiştiremeyeceğiniz iyi bir eğitim gönlünüzde yer değiştirmeyecek ilk sırayı aldı .

 

Araştıran ,soran , yaratıcı , aktif, dinamik, cesur,yürekli,erdemli,kendisi ve çevresi ile barışık ,duyarlı, saygılı ,vatana millete faydalı bir evlat yetiştirmek en büyük idealiniz olmalı.

 

Peki, bu ideali nasıl gerçeğe dönüştüreceğiz? İlk olarak nasihat vermek yerine örnek olarak başlayalım işe …….Düşünelim hayalimizdeki çocuk kriterlerinin kaçta kaçı bizde mevcut…..

 

Okumak her şeydir deriz ,ama kaçta kaçımız çocuğumuza  kitap okuma alışkanlığı kazandırmak amacı ile,  bile  olsa her akşam 30 dakika aynı saatte  kitap okuyor ?Düzenli olarak kitap okuyan bir anne babanın çocuğunun kitap kurdu olması kaçınılmaz. Diğer  beklentiler için de buna  benzer  örnekleri sizler  oluşturabilirsiniz şuanda .

 

Okunmayan kitaplarınıza kulak verecek olsak kim bilir size neler fısıldarlardı…

Ben susayım istediğiniz  gibi bir çocuk yetiştirmenin sihrini öğreneceğiniz  kitaplar  konuşsun…

 

 Kitabınız  diyor ki !

 

Merhaba güzel insan J

 Öncelikle  bana evinizin en güzel köşesinde yer ayırdığınız ,belli aralıklarla tozumu aldığınız için teşekkür ederim ..Yoksa hatırlamadınız mı kim olduğumu ?

Ben kitaplığınızdaki herhangi kitaptan biriyim .

Aslına beni çok sevdiğinizi , ensevdiğiniz insanlara   hep beni okumalarını

Önerdiğinizi biliyorum .Ama elinizde olmayan nedenlerle  sizinle  buluşmamızın hep ertelendiğinde biliyorum .

 Gelin buna birlikte bir dur diyelim .

Her akşam eşinizle, çocuğunuzla (okumayı bilmese bile)yarım saatinizi bana ayırmaya ne dersiniz?.

Böylece çocuklarınız beni daha iyi tanıyacak ve daha çok sevecektir.

Haydi bu akşam başlayalım .şöyle bir silkinip üzerimizdeki tozu birlikte atalım .

Ben elinizden düşmediğim zaman sevgi, barış ve erdemde kalbinizden düşmeyecektir….

                                                          Akşama görüşmek dileği ile  

                                                                  J  KİTABINIZJ

 

 

 

 

 

                                                          Nalan SOYSAL BALİMUHAÇ

 

 

 


Tarih: 18:54, Cumartesi, Mayıse 24, 2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->